14 Şubat 2010 Pazar

gün be gün...

sabah o muhteşem uykulu halimle yataktan fırladım sanki yine geçikmiş gibi randevuma...ben zaman özürlüyüm malum her gittiğim yere geç gitme gibi bi lüksüm var iş görüşmeleri dahilinde...günün anlamını anlamam bulduğum notla başladı-''saat 12yı gectı sevgılıler gunun kutlu olsun abla seni seviyorum telefonumu sarja koyar msın ''güldüm önce kendi kendime sonra yataktan fırladığım gibi mutfaga babamın enfes kahvaltı sofrasına:))ortada randevuda yoktu telaş edılcek bişeyde..

her adımımda bi adım daha yalnızlığımla yüzleştim sanki...istediğim ne diye sormaya başladım sonra ne istiyordum ki ben...sıcak bi tebessüm mü,başımı yaslayacak bi omuz mu,tereddüt etmeden benim diye haykırcağım biri mi???istediğimin farkına bile varamadım sonra köşede elinde paketle bekleyen kıza baktım heyecan içinde bekliyordu kimbilir o sacları yapmak için ne kadar ugrasmıstır ve kac kez guzelim naraları atarak aynaya sırıtmıstır...esas oğlan geldi niyahet sarıldılar sımsıkı...bu heyacanı yasamayı özledim sanırım..
saatlerce bekleyebilir insan beklenense sevgili...saatlerce hiç konuşmadan oturabilir sonra,uykudan her uyandığın şükredebilir sevildiğine...herkes bağırırken susabilir sonra...kaybetmemek için deişime bile ugrayabilir oysa sevmek aynada gördüğün kadar saf olmalıdır deişime uğrayacaksan ne diye yaşarız ki aşkı biz...her köşe başında bi aşığa rastladım bugün her kızın elinde de kırmızı güllere...hepsınde ayrı bi tebessüm bi heyecan...kıskandım imrendim üzüldüm...
özlemişim dedim kendi kendime sevilmeyi özlemişim,sevmeyi özlemişim...
bir sevgililer gününe yalnız bahtiyar geçirdim...elim telefona gitti ama...
(teşekkürlerimi bir borç bilirim yinede kadim dostum bg yanımdaydı eglendım yıne:))

Hiç yorum yok: