21 Mart 2010 Pazar

yana yakıla bir boşluk içimde büyüyen...

yana yakıla hala bir boşluk büyütüyorum içimde...
eskisi kadar yanmasada canım kendimi tutsak etmesemde gözyaşlarına
şevkatte ihtiyacım var bu aralar kedi gibi bir omza sinip anlatmam lazım
her ne varsa geçiceğini söyleyip avutulma isteği midir yoksa bu ??
ben farkında olmadan bitirmişim aslında sadece anların özlemini taşıyorum
bir de kahrolası şu sevilme isteği...
geri kalan yalan dolan yani başka biri varmış hayatında,yanımda olmalıymış
gibi düşünceler değil canımı acıtan...
soğuk bi oda yere kurulmuş bi sofra iki çatal iki bardak diz dize yenilen bi yemek...
ufacık koltuga sığmaya çalışıp saatlerce televizyon izlemek...
herkes üşürken soğuğa aldırmadan vapurda dışarda çay içmek...
yağmur altında koşarak pansiyona yetişmek...
gecenin bir yarısı parka indirilip salıncakta sallanmak..
köşe başında her buluşma sonu yenilen kokoreç...
pamuk şekerlerim...
benim özlediklerim canımı acıtanlar bunlar...
birde yere göğe sığdıramayacağım nefretim...
bilmiyorum yüksek sancılı bi nöbetteyim yine....
artçı şoklar yaşıyorum saçmalıyorum...

Hiç yorum yok: