25 Ocak 2010 Pazartesi

terazi....

hayat bi dengeli terazi...
kalp ve mantıgın dengesi...
benım terazimde mıktanıs cuvalı var denge problemi var ruhumun...kadifeden ilmekler atılmış sanki herbir hücreme.dokundugum an yok oluveren mutluluklar büyüsü...her yeni yılda bi sayfa açtım hadi bakalım tertemiz dersin...ylın ıkıncı gunu demeden sayfan kırlenır bı ılkokulu cocugu kadar hırcın kullanırım sayfaları ben illa üzecek bi neden vardır nasılsa himayemde...ya bi dostum aramamıştır ya anneme kızmışımdır yada gidene gitmiştir yarım aklım....öle beylik cümleler sıranır ağzımdan bundan sonra böyle diye başlayan iki adım ötede biten tüm sözler sinirle hırçınlıkla karşılık veririm ben yargılamalara anlık kararlar alırım ardından...
bir türlü gitmeyi adam akıllı beceremem...bir dostun dediği gibi bin km öteyede gitsen aklın ruhun seninle...benim terazimde yer yok dengeye...

SEVMİYORUM Kİ...

Sevmiyorum ki ben,uykumun en tatlı adında avaz avaz adımın bağırılmasını...
sevmiyorum ki ben,karnım tokken illa ye denmesinden...(tamam kilo alayım da zorlu olmuyor)
sevmiyorum ki ben,ilk söyleyeceğim seyı hep son söylüyorum sonra yalancı oluyorum...
sevmiyorm ki ben,maskemi takıp oynamayı...
sevmiyorum ki ben, öfkeliyken hiç kızmamış gibi gülmeyi...
sevmiyorum ki ben,dolabımı actıgımda çileklerin bitmesini...
sevmiyorum ki ben ,metroda otobüste eski sevgilimi görmeyi...
sevmiyorum ki ben,kordonda ele ele dolaşan çift görmeyii...
sevmiyorum ki ben,çok konuştuğum zaman hadi artık sus denmesini böyle rahatlıyorum
sevmiyorum ki ben baklayı kerevızı galatasarayı bozyakayı....
sevmiyorum ki ben herşey benim olsun felsefesinde olan kızları....
sevmiyorum sakallı,köseli ayakkabılı erkeklerı....
sevmiyorum ki ben yürürken yolda karsıdan gelenın suratıma aval aval bakmasını...
sevmiyorum ki ben kahvaltı hazırlamasını....
sevmiyorum ki ben yalan soyleyıp hıcbısey yokmuş gıbı davrananları
sevmiyorum ki ben beni olduğum gibi kabul etmeyenleri...
sevmiyorum ki ben gidenleri...
...................................vs

24 Ocak 2010 Pazar

bir rüzgar savursa beni...


bir rüzgar savursa benı ayagımda naylon terlıklerımle bahcelerde kosturdugum o gunlere...tek derdımın elımdekı bebegımın oldugu ne canımın yandıgı ne can acıttıgım o gunlere...sobaya yaklaştığımda kızarlardı hep ama şimdi kalbim daha çok acıyor elimde yeşil eriklerim yine terasta oturmalıyım gün gelecek gideceğim dediğim evime bakmalıyım...yokuştan dedem elinde pazar torbasıyla cıkarken kosturmalıyım ruzgar yuzume carpa carpa...torbaları aralayıp almalıyım naneli sekerımı...yine öpüvermeliyim dedemi tras olmus yanagından ılk saatler olsun dıyen ben olmalıyım...

hıdrellez günlerinde catıdan ındırmelıyım tum gazetelerı tum sokak baslarına gıdıp toplamalıyım karınca topragını bereket olucak dıye dagıtabılmelıyım amcama vermelıyım sarıp,,,kiraz mevsimi geldiğinde amcamın aldıgı kırazlardan küpelerim olmalı,,,fuara mahallede ılk gıden ben olmalıyım...iyilerin yanında kötüleri görmeliyim canım acısada...

leblebi tozu yutmalıyım,yokuş asagı kosarken yumurtaları yıne ben kıramalıyım...

pazar gunlerı kofte ekmek yemelıyım yanındada cam sisede kola....

bayram gelmeden yufkalar acılmalı cevızler hazırlanmalı arada tırtıklamalıyım cevızden... her eve gıdılmelı komşuanne ,serıfe babane derken her gece bı evde yerlerde carsaflar....

hersey ne kadar saftı ne kadar duru kimsenin derdi para deildi mesala,kimse can yakmak için açık bulmaya çalışmazdı...yada bunları ben gormezdım...ne can yakmıstım,ne canım yanmıstı bu kadar derin tek derdim elimdki bebeğim....
Yalanımla en azından yüzüm ak. Sen kendi halini düşün dicem ama sen çoktan eritmişsin utancını sinende!

pi-nok-yo


nerden ne zaman niçin başlatıldı

bu hikaye diye sorar oldum şimdilerde

bazen eski bi yüzü hatırlatır sözün,

bazen eski bir dostta rastlarım sende....

neyi çok istesem o en çok acıtan

olur canımı ...

tek şeritli bir yola geri geri girebilirim,

fizana kadar seni sağ salim yine götürebilirim

yanıma oturur oturmaz gözlerinin içine bakıp,

en sevdiğin halimle gülerek

gökkuşağına gidebiliriz diyebilirim...

bu kez pinokyo ben olabilirim...

ama bu kez sen beni sev delice sev

çünkü ihtimal dahilinde değilim...

sorularıma cevap vermedğinde anladım,

bıraktığım yerde yaşatmaya çalıştığını beni!!!

düşler ülkesine yolculukta iki koltuk ayırtılmıs

sen her yolculukta yok olan haylaz cocuk,

ben aramaktan vazgecmeyen yoldaş

her yolculuğun sonu varmış pinokyo,,,

yollar belkide hiç başlamadan tükendi...

istediğim hüzünden uzak mutluklardan ibadetti,

gözyaşına tutsak olmadan yüreyebilmek...

ya ben çok geç kaldım yada sen erken yol aldın...



gölgeler mi takip edenler...


gölgeler mi takip edenler...oysa bir aydınlıktır vesile gölgede...her adımda uzaktan seni izleyen bir dedektif gibidir geçmişin...yalnızlığa tutsak olsanda,yanında seviyorum aşığım klişelerine tutsak biri olsada gölgedir geçmişin.kaybettiğin dünün peşinde ancak bi kamlumbağa misali koşarsın,kazanmakta oldugun günün peşindeyse tavşan misali...
yolda yürürken gördüğün tek bir neslenin bile seni milyonlarca saat öncesine götürmesidir gölgene tutsaklık..önce film şeridi gibi teker teker akar kareler sonra yüzünde eski bi tebessüm...geri dönemezsin o ana...ya içinde bi öfke yükselir,yada büyük bi pişmanlık...bazen tek bir an gölgene tutsaksındır...

gölgeler mi takip ederler...
sen bi gölgene tutsaksın???****

peri tozu

elinde tılsımlı sopası
uzun sarı saçlı küçük kanatlı bir peri
peri tozunu üflemeli
iki şarkı arasında
kırılmış mısralara
o zaman dinlemeli
ve o zman söylenmeli
tüm dilekler......
24,01,2010